Antwerpen (27.01.2008)- Ezilen Göçmenler Kolektifi (EGK) Kadın Komisyonu onlarca kadının katılımı ile dün “Geleceğimizi için örgütlenelim” kadın konferansı düzenledi. Uzun zamandır çalışmaları süren konferansta canlı tartışmalar yaşandı. Konferans Şili devletinin işgal altında tuttuğu Mapuche halkından ve Şili’de cezaevinde tutulan Patricia Tronco’ya adandı. Patricia Tronco 106 gündür açlık grevinde bulunuyor.
EGK Kadın Komisyonu Antwerpen şehrinde düzenlediği kadın ve saat 15.00’de başlayan konferansta “Kadına yönelik şiddeti, Belçika’da yerli ve göçmen kadının durumu, çalışma yaşamında kadın ve örgütlenme modelleri masaya yatırdı.
Belçika nüfusunun yüzde 51,8’ni kadınların oluşturduğu vurgulanana ‘Belçika çalışma yaşamında kadın’ isimli tebliğde “bu orana rağmen 2004 verilerine göre, aktif olarak çalışan kadın sayısı 3 milyon 383 bin olarak tespit edilmiştir. 562 bini devlet kurumlarında çalışan kadınların önemli kısmı ise özel şirketlerde çalışıyor. Yine çalışan 1 milyon 784 bin kadının 1 milyon 93 bini işçi statüsündedir” dendi.
Belçika’da eğitimli, yüksek okul ve üniversite mezunu kadın oranı yüksek olmasına rağmen diplomalı kadınların meslek tercihleri sağlık, sosyal bilimler ve değişik bilim dallarını kapsadığı vurgulanan aynı içerikli tebliğde kısaca “kadınların en çok eğitim gördükleri bilim dalında da yöneticilikte istenilen konumda değil. Yüksek eğitim düzeyi olmalarına karşın yöneticilerin ancak yüzde 5’i kadınlardan oluşuyor. Örnek vermek gerekirse Delheize marketler zincirinde çalışanların yüzde 60'nı kadınlar oluşturmasına karşın yönetici kadın oranı yüzde 5’i oluşturuyor” ifadeleri kullanıldı.
Avrupa’ya göçün kısa tarihine değinilen “Belçika’da göçmen kadın olmak” tebliğinde ilk kuşak göçmen kadınların uzun yıllar dört duvar arkasında dışarı çıkamadığının altı çizildi. Genelde hizmet sektöründe ve yarım günlük işlerde çalışmak zorunda bırakılan göçmen kadınlara bakış açısının günümüzde de değişmediğine vurgu yapılan tebliğde ‘diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Belçika’da da kadın olmak iki defa ayrımcılığa uğramak demektir’ vurgusu ön plana çıktı.
Tebliğde kısaca “göçmen kadınlar her şeyden önce geldikleri yerlerden daha çok izole yaşamaktadırlar. Çünkü dil sorunu en can alıcı sorun olarak durmaktadır. Çalışma yaşamlarına hemen giremedikleri gibi yerli kadınların sahip oldukları hiçbir statüye sahip değillerdir. Bu statüye sahip olmak için önce dil bilmeleri, sonra okumaları gerekiyor yani bir diplomaları olması gerekiyor. Bu çok zor olduğu için çalışma yaşamında en düşük işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar”.
“Şiddet ve Belçika’da kadına yönelik şiddetin boyutları” başlıklı tebliğde şiddet; duygusal, sosyal ya da ekonomik baskı, tehdit veya fiziksel zarar vermeyi içine alan bir kontrol, baskı ve sindirme aracı olarak tarif edildi. Şiddetten günümüzde en çok kadınlar etkileniyor vurgusu öne plana çıkarken kadına yönelik şiddetin türleri ise şöyle tarif edildi; “cinsel şiddet, aile içi şiddet, toplumsal yaşamda şiddet, çalışma yaşamında şiddet ve devlet şiddeti”.
Konferansın son bölümü ise örgütlenme modelleri üzerine yapılan tartışmalara ayrıldı. “Örgütlenme modelleri” başlıklı bu tebliğde kadın mücadelesinde, siyasal ve politik anlamda başlıca örgütlenme araçlarını şöyle sıralandı “dernek ve partilerde kol ve komisyon örgütlenmesi, platformlar, birlikler, yayın çıkarmak, çeşitli konularda eğitim ve okuma grupları, kültürel, sosyal, siyasal etkinlikler, yetenek geliştirme ve bilgilendirme kursları, anket çalışmaları, kampanyalar vb.” olarak sıralandı.
Yaşamını yitiren kadın resimlerinden oluşan bir köşenin de yapıldığı EGK Kadın Komisyonun düzenlediği konferans saat 18.00’de sona erdi.
|