AvEG-Kon Logo
 
 

 

 

AvEG-Kon Bülteni 2. sayısı çıktı

Haber Merkezi (12.03.2008)- AvEG-Kon Bülteni'mizin 2. Sayısı elinizde. Uzun bir aradan sonra yeni bir sayı ile bizde sizle buluşmanın, sizde okumanın heyecanı umutlu gelecek için ortak paydamız olduğuna inanıyoruz. Yeni bir sayımızla yayın yaşamımızı güçlendirdiğimiz için sevinçliyiz. Bu sevincimizin sizlerle paylaşımı olan Bülteni'miz, sizlerin katkısı, ilgisi ve sahiplenmesi ile içeriksel olarak daha nitelikli olacağına inanıyoruz. Bu nedenle katkınızı, desteğinizi, ilginizi, eleştiri ve değerlendirmenizi eksik etmeyin. Bunu sizden hep bekliyoruz, bekleyeceğiz.

Bülteni'miz'in 1. Sayısı kurumlarımızıdan, okurlarımızdan küçümsenmeyecek olumlu tepkiler, eleştiriler aldı. İlk sayının acemiliğini hoşgörüyle karşılayan oldunuz. İlginizden ötürü sizlere teşekkürlerimizi iletiyoruz. Ancak, ilk sayımızın teknik bir nedenden ötürü basım hatası ile çıkması, yazıların küçük punto ile düşmesinden dolayı sizlerden özür dileriz. Bu yönlü eleştirilerinizden öğreneceğimizi, öğrendiğimizi belirtelim. Öğrenerek daha iyisini yapacak, yayın yaşamının umutlu yolunda yürüyeceğiz.

Tüm dünyada önemli gelişmeler yaşanıyor. Bu gelişmelerin doğrudan etki alanında duruyoruz. Emperyalist saldırganlık yaşamın her alanında sürüyor. Sosyal, ekonomik, siyasal yaşamımızı etkiliyor. Özellikle Avrupa'da emperyalistlerin sosyal hak gaspları, çalışma saatlerini arttırma, ücretleri sabit tutma, özelleştirme, işsizlik ve yoksulluk getiren uygulamaları, militarizmi güçlendiren, ırkçılığı ve ayrımcılığı güçlendiren politikaları ve uygulamaları bunların başında geliyor. Her yaştan işçi ve emekçilerin yaşamlarını karartan ekonomik ve siyasal politikaları, yaptırımlarına karşı mücadele görevlerini omuzlarımıza yüklüyor süreç.

Saldırının ilk hedefinde yine göçmenler duruyor. Bu emperyalistlerin genel bir politikası. Yerli işçi ve emekçilerle, göçmen işçi ve emekeçileri birbirinden yalıtarak, saldırılarında daha çok başarılı olacakların gözetiyorlar. Sınıfın birliğini ve birlikte mücadelesini bölmek, güçten düşürmek istiyorlar. Seçimlerin başat propagandası göçmenlerin üzerinden, göçmenlik karşıtı, ırkçı, ayrımcılıkla yapılıyor. Avrupa'nın istenmeyeni ilan edilmek isteniyor gerici, faşist partilerce. Göçmenlerin örgütsüzlüğü ise gerici, faşist güçlerin işini kolaylaştırıyor, elini güçlendiriyor. Güçlü olmak için örgütlü olmayı, sınıfa karşı sınıf olarak her alanda örgütlenmeyi önemsemeliyiz.

Avrupa'nın bir çok ülkesinde, bir çok iş kolunda grev hazırlıkları sürüyor. Yer yer grevler yapılıyor. Yakın zamanda yeni bir grev dalgası kapıda gibi görünüyor. Sermaye ve onların çıkarlarının ayak izinde yürüyen sendikal gericilik ve sarı sendikacılık bir çok iş kolunda grevi sessiz sedasız savuşturdu. Fransa ulaşım sektöründeki grev, Almanya'daki GDL grevi, İsviçre'de inşaat işçilerinin grevi bunun örnekleri. Çok kararlı gibi çıkışlar yapan sendikalar, sürece yayarak işçileri aldatıp, sermaye ile küçük tavizlerle anlaşıyorlar. Burada işçilerin sınıf bilinci ile kendilerini örgütlemeleri, sınıf örgütlerini yaratmaları, sermayenin saldırısına karşı sınıf dayanışmasını her alanda geliştirmeleri ve örgütlemeleri görevlerinin yerine getirilmesi için yerlisi, göçmeniyle sınıf bilinçli işçi ve emekçilere daha büyük sorumluluklar düşmekte. Bir diğer önemli görev ve sorumlulukta işçilerin kendi örgütleri olan sendikalara sahip çıkmalarıdır. Sermayenin örgütsüzleştirme saldırılarına barikat olmanın bir yönüde budur. Sendikalara üye olmak, sendikal alanda sorumluluk üstlenmek, görev almaktan geri durmamaktır. Meydanı işçi sınıfını sözleşme masasında satan sarı sendikacılara, sendikal anlayışa bırakmamaktır.

Aralık ayında Konfederasyonumuz Seçim Konferansı'nı başarıyla gerçekleştirdi. Seçim politikamızı ve çalışma perspektifimizin geliştirilmesine ve kavranmasına hizmet etti. Göçmen işçi ve emekçilerin eşit sosyal ve siyasal haklar, seçme ve seçilme hakkı tanınması mücadelesinde seçimlerin tuttuğu yer ve bu konuda seçim dönemini değerlendirme bakımınan ufkumuzu açan bir konferans oldu. Birde Seçim Bildirgesi yayınladı. Buna ilişkin haberleri ve sonuçları üzerinde yazımızı sayfalarımızda okuyacaksınız.

Avrupa Merkezi Kadın Örgütlenme Konferansı öncesinde, Kadın Komisyonu'muz öncülüğünde 6 ülkede 8 yerel Örgütlenme Konferansı düzenlendi. Önemli bir kadın kitlesini buluşturan konferanslar, ön hazırlık sürecinde küçümsenmeyecek yeni kadınlarla ilişkilenmeyi başardılar. Yeni mücadele araç ve yöntemlerinin geliştirilmesine hizmet etti. Şimdi merkezi konferansa adım adım yürünerek yol alınıyor. Kadınlarımız ısrarlı ve inatçı çabalarıyla, kararlı duruşlarıyla konferansları başarıyla yaparak Avrupa Merkezi Kadın Örgütlenme Konferansı'na yürüdüler.

16-17 Şubat'ta iki günlük Merkezi Avrupa Kadın Örgütlenme Konferansı Frankfurt'ta yapıldı. Küçümsenmemesi gereken bir kadın gücü katıldı. Avrupa'da kadınların ve göçmen kadınların sorunları özgülünde önemli verilerin ortaya koyduğu, örgütlenme sorunları üzerinde önemli tartışmaların yapıldığı konferans, özel kadın çalışması özgülünde kadınlarda ve konferansa katılanlarda belli bir ilgi uyandırdı. Sorunun önemi ve önemsenmesi gereken bir çalışma alanı olarak bilince çıkatılmasında kimi kıvılcımların çakılmasına, duyarlılığın gelişmesine hizmet etti. İş ve görev asıl şimdi başlıyor. Konferans bir an'dı, yoğunlaştırılmış bir çalışmanın finaliydi. Tüm ülke ve alanlarda kadın çalışmasının nitelğini geliştirmek ve örgütlülülk düzeyini yükseltmek için asıl görev zamanı şimdi başlıyor. Bu unutulmamalı, yönelim ve yürünecek yol bakımından hep aklımızda olmalıdır. Kadınlarımız, bugün yerel ve merkezi konferansların gücü, ortaya çıkarttığı enerjiyle 8 Mart'ı kazanmanın yolunu döşüyorlar. Her günü 8 Mart kılma yönelimine güç biriktiriyorlar. Bunun haberlerini de sayfalarımızda genişçe bulacaksınız.

Kimi ülkelerde federasyon ve yerel kurumlarımız kongre hazırlıklarının startını vermiş durumda. Kurumlarda yeniden yapılandırma çalışması önemli ve bu kongrelerin tartışma gündemleri olmalı. Bir de bunun kadar önemli olan yönetim ve yönetme gücünün kuvvetlendirilmesi sorunu. Geçen dönem kongrelerimizde daha çok politika yapış tarzımızı, politik refleksimizin yönü ve içeriği sorunlarını kapsamlı tartışmaların konusu yaptık. Bu kongrelerimizde iyi bir ön hazırlık çalışması ile süreci bu yönlü kazanmaya yönelmeli. Kongrelerden her alanda güçlenerek çıkma hedeflenmelidir. Bu konuda „yönetim ve yönetme gücünü nasıl kuvvetlendirebiliriz?“ içerikli bir yazımız var Bülten'imizde. Tartışmalara ışık tutacağını düşünüyoruz.

Ortak gündemlerde buluşan sorunlarımız, ortak çalışma ve birleşik mücadele zeminini güçlendiren bir olgu. Bu konuda bir yıldır oluşturulan Avrupa Demokratik Kitle Örgütleri Platformu (DEKÖP-A) önemli bir araç. Türkiye ve Kürdistan'daki siyasal gelişmelere koşut olarak, bunun bileşimide güçleniyor ve gelişiyor. Türkiye'de meclisten çıkartılan „savaş tezkeresi“ sonrası süreçte Genel Kurmay'ın „karanlık savaş ve kitlesel refleks“ olarak tanımladığı yeni saldırı konseptine karşı mücadele anlamlı bir yerde durdu. Geliştirilen ırkçı, şoven, linç saldırıları Türk Konsolosluklarının eliyle ve yönlendirmesiyle Avrupa sokaklarına da taşınmaya çalışıldı. Halkların kardeşliği ve mücadele yoldaşlığını geliştirme görev ve sorumluluğumuz daha çok arttı. Güney Kürdistan'daki Medya Savunma Alanları'ının, Kandil'in Aralık ayında bombalanmasıyla artçı saldırılar hala sürerken, DEKÖP-A'ya Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) da katıldı. Süreci birlikte örgütleme çalışması birleşti. Halkların Kardeşliği Panelleri'ni birlikte örgütledik. Aynı zamada bir çok eylem ve etkinliği birliket örgütleyerek birleşik mücadele zeminini güçlendirdik. Önemli ve olumlu bu adımlar daha çok büyütülmeli. Bülten'de yer alan „Irkçılığın ve şovenizmin Avrupa'ya yansımaları“ yazımız bunu aydınlatırken, „Paneller“ üzerine yazımızda ortak çalışmanın ve birleşik mücadelenin sorunlarına ışık tutmaya çalışıyor.

Solingen unutulmadı. Mölln, Rostock'ta. Göçmenlerin evlerinde çıkan/çıkartılan yeni yangın haberleri geliyor. Maraş, Sivas'ta bizlerin unutmayacağı yangınlar. İnsanlığın yakıldığı, küllerinin savrulduğu kara semboller, örneklikler. Karanlığın bekçileri her yerde aynı. İnsanlığın geleceğini karartanlarda. Aynı güç ve zihniyetin sahipleri. Iki hafta önce Ludwigshafen'de 10 insan yanarak/yakılarak öldü. Yangının üzerindeki sır perdesi aralanmadı hala. Yangının yarattığı siste duruyor. Yeni bir Solingen mi, Sivas mı? Sorularını sordurtuyor insanlığa. Bu sorular yanıtını ararken, başka yangın haberleri geldi ırkçılık motifi yine yüksek olan. Herne, Aldingen gibi. Irkçılık bu kıtada insanların diri diri yakılarak küllerinin savrulduğuna insanlığı tanık ediyor. Onur bebek hafızalardan hiç silinmeyecek. O fotoğraf karesi belleklerde kalacak, yangınların sır perdesi ve sisleri arasında. Utanç duvarı yükseliyor. Sessizlik, bu duvarın kalınlaşmasını getiriyor. Gecikerekte olsa AGİF gibi demokratik kurumların yangınların neden sonuçlarıyla iligili girişimleri anlamlı. Ama istenen düzeyde olmadığını belirtelim. Alevi kurumları da gerekli ilgiyi göstermediler, hem Almanya'da hemde Türkiye'de devlet törenine terk ettiler. Türk devlet yetkililelerinin ve Başbakan'ın sahte ilgisi, timsah göz yaşları bizlerden çok göçmen emekçilerin bilincinde yanılsamalar yaratması acı. Sivas'ı yakalanlar, Ludwigshafen yangınına sahip çıkamazlar. 

Günler ağır, günler zulüm haberleriyle geliyor. Ancak biz gelecekten umutluyuz. Umutlu geleceğe yürüyüşümüz devam edecek. Gelecek sayımızda buluşmak dileğiyle iyi okumalar, duyarlılıklar hepinize...

Yayın Kurulu

* AvEG-Kon Bülteni 2. sayısı 'Okura' isimli bölümden alınmıstır...

 
 
 
 
 

Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon) Resmi Web Sitesi

E mail: info@aveg.org