Ulm (11.04.2008)- Almanya’nın Ulm kentinde Demokratik Kitle Örgütleri-Ulm (DEKÖP-U) 4 Nisan tarihinde bir panel düzenledi. DEKÖP-U’nun düzenlediği “İnkar, İmha Siyaseti, Sınır Ötesi Operasyonlar ve Sonuçları” konulu ortak panele konuşmacı olarak YEK-KOM Temsilcisi Haydar IŞIK ile DEKÖP-A Temsilcisi Özcan ANIL katıldı.
DEKÖP-U Temsilcisinin yönettiği ve iki bölümden oluşan panelde ilk konuşmacı YEK-KOM Temsilcisi Haydar Işık oldu. Türk devletinin inkar ve imha siyasetinin temel bir devlet siyaseti olduğunu, kurulduğu günden bu yana bunu uyguladığını, Kürt sorununa devletin çözümünün bu olduğunu vurguladı.
Haydar Işık konuşmasında Kürtlerin en demokratik istemlerinin bile yıllardır baskı, zulüm ve işkenceyle karşılandığını, ana dilde konuşma hakkının bile verilmediğini, koyu bir asimilasyona tabi tutulduğunu belirtti. Devletin, güçlü olmakla övünen ordusu ile 25. sınır ötesi denen saldırıda da devletin muradına ermediğini, kararlı direniş karşısında hezimete uğratıldığını, kazananın Kürtler ve gerilla olduğunu dile getirdi. Saldırılara karşı birlikte mücadeleyi önemsediklerini, buna değer verdiklerini, Kürt sorununun demokratik çözümü için herkese görev ve sorumluluk düştüğünü söyledi.
DEKÖP-A Temsilcisi Özcan Anıl’da panelde yaptığı konuşmada, içinden geçilen sürecin önemine değindi. 85 yıllık Türk devleti tarihinin inkar ve imha siyaseti üzerine kurulu olup, bugünde bunun sürdürüldüğünü, sınır ötesi denen saldırılarında bunun örneği olduğunu belirtti. Faşist rejimin “ez ve yok et” çizgisinde derinleştiğini, “karanlık savaş” tanımlaması yapılan bir konsept oluşturulduğunu, gerillanın ve Kürt ulusal demokratik güçlerinin direnişi karşısında Dağlıca yenilgisi yaşayan devletin bunu tüm burjuva partilerin işbirliğiyle “savaş teskeresi” ile yanıtladığını, sınır ötesi saldırılarında uğradığı yenilginin intikamını da Newroz’a saldırarak almak istediğini belirtti.
DEKÖP-A Temsilcisi Özcan Anıl konuşmasında, Newroz kutlamalarının görkemine ve birleşik oluşuna dikkat çekerek, Kürdün olduğu her yerde ve en geniş devrimci demokratik güçlerin birlikteliğiyle kutlanmasının anlamlı olduğuna, bunun da devletin bu saldırgan, inkar ve imha siyasetine karşı bir direngen duruşu ifade ettiğine değindi. Artan saldırılara karşı birleşik mücadele geleneğinin ve kültürünün geliştirilmeye çalışıldığını, bunun içinde karşılıklı ön yargıların aşılmasına, ortak gündemlerde buluşulmasına, mücadele yoldaşlığının geliştirilmesine daha çok ihtiyaç olduğunu, DEKÖP-A’nın bu anlamda önemli olduğunun, bunun kalıcılaşması ve güçlenmesi için herkese görev ve sorumluluk düştüğünün, birlikteliğin yeni güç ve enerji ortaya çıkartması gerektiğinin farkında olunmasına vurgu yaptı.
Panel ikinci bölümde dinleyicilerin sorularına ve açıklamalarına yanıt verilerek bitirildi.
|